ORTOPEDİK CERRAHİ VE TRAVMATOLOJİ NEDİR ?

Ortopedik cerrahi ülkemizde kısaca ortopedi olarak bilinir, ancak tamamen cerrahi bir branştır ve doğru adı , tüm dünyada kullanıldığı gibi Ortopedik Cerrahi’dir.

Genel olarak kas ve iskelet sistemi hastalıkları olarak bilinir. Diğer bir şekilde söylenirse ekstremiteler (kollar ve bacaklar) , omurga ve leğen kemiği bölgeleri veya diğer bir deyişle kafa kaidesinden ,tırnak ucuna kadar tüm eklem, kemik, kas ve bağlantılı dokuları (damar,sinir,omurilik) içerir. Damar,sinir ve omurilik hastalıklarının tedavisi ile öncelikli olarak ilgilenmese de, bu dokular ortopedik cerrahın her an karşısındadır ve bunları da bilmek durumundadır. Son yıllarda teknoloji ve bilimsel ilerlemelerin ışığında belkide en hızlı ilerleyen, değişen ve hatta kapsamı genişleyen bir branştır

Travmatoloji en önemli ikinci komponenti ve çok özellikli, daha çok acil tedavi içeren dalıdır.

Her ortopedik cerrahın temel travmatoloji donanımı olması gereklidir.

 

Ortopedi ve travmatoloji, son yıllardaki kapsam genişlemesi sonucu alt branşlara ayrılmıştır :

·        Omurga cerrahisi

·        El cerrahisi ve mikrocerrahi

·        Artroplasti cerrahisi (eklem protezleri- kalça ve diz ağırlıklı)

·        Diz cerrahisi ve Artroskopik cerrahi

·        Omuz ve dirsek cerrahisi

·        Ortopedik onkoloji

·        Ayak ve ayak bileği cerrahisi

·        Pediatrik ortopedi

·        Eksternal fiksatörler

·        Travmatoloji 

·        Spor travmatolojisi

  

BRANŞLAŞMA NEDİR ?

 

Meslektaşlarımız arasında sadece bir branşla ilgilenenler olduğu gibi birden fazla branşla ilgilenen veya hiçbir branş ağırlıklı çalışmayıp genel ortopedi yapanlar vardır.

Bunlardan hangisi doğrudur denilirse; bunun cevabı kişiye ve çalışma ortamına göre değişir denebilir.Çalıştığı kurumun şartları branş spesifik çalışmaya izin veriyorsa, branşlaşma iyi bir şeydir ve çok faydalıdır.

Ancak ülkemizde halen sağlık sisteminin önemli eksikliklerinin olması, tek veya iki branşta çalışan hekimlerimize hastaların yeterli oranda kanalize edilememesine neden olmaktadır.Bu nedenle belirli branş eğitimini almış ve branş ağırlıklı çalışmak isteyen meslektaşlarımız, kendilerine yeterli oranda diğer meslektaşlardan hasta refere edilmemesinden dolayı,  zaman zaman, ağırlıklı olarak çalışmak istedikleri branş dışında da çalışma durumunda kalmaktadırlar. Çünkü halen ülkemizde genel ortopedi yapanlar ezici çoğunluktadır. Ancak memnuniyetle izlemekteyim ki, son yıllarda özellikle Üniversite hastaneleri ve Eğitim hastaneleri ve hatta ciddi çalışan, kurumlaşmakta olan özel hastanelerde giderek branşlaşma artmaktadır. Aslında doğrusu da budur. Özellikle  yeni nesil genç meslektaşlarımın kesinlikle branşlaşmasını öneririm. Aralarında benim de bulunduğum, biraz daha eski nesil, bazı meslektaşlarımız ise birkaç branş ağırlıklı çalışmaktadır. Çünkü, bizler yıllar önce genel ortopedik cerrah olarak yetiştik, ancak 1980 ‘li yıllardan sonra başlayan spesifik çalışma veya branşlaşma rüzgarlarından etkilendik ve dünyada branşlaşmanın başladığı bu  yıllarda, bazılarımız yurt dışına giderek belirli branşların en iyi yapıldığı merkezlerde kendimizi yetiştirdik.Ülkemize dönüp bu branşları oluşturmaya ve diğer meslektaşlarımıza örnek olmaya başladık. Ancak genel ortopedi yaptığımız yıllardan bu yana çok deneyimimiz olan ve sevdiğimiz bazı konuları da ,yılların birikimi nedeni ile sürdürmekteyiz. Ancak ne yapıyorsak yapalım, en çağdaş konseptleri takip ederek ve kendimizi yeniliklere adapte ederek yapmak zorunda olduğumuzu söylemem gerekir. Spesifik branşlarda çalışmanın yaygınlaşmasının temel şartı, diğer meslektaşlarımızın ‘ ne olacak bunları bende yaparım’ diyerek, hazır olmamasına rağmen bazı ameliyatları yapmaya kendini zorlamak yerine, yıllarını vererek kendini eğitmiş meslektaşlarımıza hasta refere etmesidir. Bence bu davranış, hasta karşısında onları da yüceltecektir , çünkü asıl amaç, hasta için en iyi olanın yapılmasıdır.

            Ancak şunu da belirtmeliyim ki ,bu branşlaşma  maalesef bazı kesimlerde çok abartılmakta ve bir ortopedi uzmanının sadece bir tek branş ile ilgilenmesinin mutlak şart olduğu ve başka hiçbir branşı yapamayacağı propagandası yapılmakta ve birden fazla branşı hakkıyla , tüm bilimsel kriterlere uyarak yapan bazı meslektaşlarımızı eleştirmelerine tanık olmaktayım.Bu davranış bence doğru değildir. Şahsım olarak ben de birden fazla konuda çalıştığım için bazen eleştiriler aldığımı zaman duymaktaydım, ancak sanıyorum ki artık kanıksandı.

Benim bu konudaki görüşüm şudur :

            Kim hangi branşla ilgileniyorsa ilgilensin, o konuda öncelikle  yurt dışında veya yurt içinde belirli merkezlerde eğitim almalıdır. Ayrıca uğraştığı konuda yüzlerle anılan büyük sayıda vaka serileri olmalıdır, yine çalıştığı konu veya konularda önemli (medline. SCI) uluslararası  dergi veya kitaplarda yayınları olmalı, araştırmalar yapmalı, bu konudaki eğitimi ve deneyimini belgelemeli, yurtiçi ve yurt dışı kongre ve sempozyumlarda panelist, konuşmacı, tartışmacı ,oturum başkanı ve kongre sempozyum düzenlemecisi , eğitici olmaları,davetler almaları, belirli bir konuda veya konularda uluslararası cemiyetlerde üye olmaları ( özellikle belirli kriterlere göre zor üye kaydeden branş dernekleri ), yine uluslararası önemli cemiyet veya dergilerin danışma kurullarında veya yönetici olarak yer almaları veya belirli uluslararası derneklerde Türkiye’yi temsil etmeleri ve bu konulardaki gelişmeleri yakında takip etmeleri gereklidir. Doğal olarak tek bir branşta bile herkesin tüm bu kriterlere sahip olmaları beklenemez, ancak önemli olanları yerine getirdiği sürece meslektaşlarım birden fazla branşla ilgilenebilirler. Birden fazla branşı yukarıda yazılan kriterler ışığında hakkıyla yapabilen az sayıdaki meslektaşımızı eleştirmek yerine tebrik etmemiz gereklidir.

             Bunun örnekleri A.B.D. başta olmak üzere tüm batı ülkelerinde vardır. Ancak yeni nesilde bu sayı giderek azalacaktır. Örneğin, ben ağırlıklı olarak ve uluslararası düzeyde omurga cerrahisi ve Omuz-dirsek cerrahisi ile uğraşmakla birlikte, geçmişten gelen ve çalıştığım merkezlerin çalışma ortamı nedeni ile ciddi sayılarda (500-600 lü sayıların üzerinde, belki de ülkemizdeki en büyük serilerden biri) kalça ve diz artroplastisi yaptım ve yapmaktayım. Halen bu konuda çok ciddi bir cerrahi deneyimim ve hasta potansiyelim vardır.  Bugün bu konuda branşlaşan birçok genç meslektaşımın bile bu rakamlara ulaşması zaman alacaktır. Diğer bir örnek, Artroskopi ve spor yaralanmaları konusunda hem akademik çalışmalar hem de takım doktorluğu da dahil olmak üzere Türkiye’deki en eskilerden biri olmamdır.  Bu konuda yıllarca yöneticilik yaptığım gibi dünyaca ünlü merkezlerde eğitim gördüm ve ülkemizde Artroskopi ve spor yaralanmalarını ilk uygulayanlardan biri oldum ancak diğer branş çalışmalarım ön plana çıkınca, çalıştığım Üniversitede, bu konuyu, ağırlığını çekmek üzere, yanımda bizzat yetiştirdiğim genç arkadaşıma bırakmıştım.Buna rağmen gerçekten deneyimli olduğum bu konuyu özel hekimlik alanında hiç bırakmadım. Bu konulardaki bilimsel aktivitelerimi de devam ettirmekteyim.

            Ancak herkes bilmektedir ki ağırlıklı olarak Omurga ve Omuz cerrahisi ile uğraşmaktayım. Bu iki konuda yayınlarım ve tariflediğim kişisel yöntemlerim en üst düzeydeki dergi ve Textbook’ larda yer almaktadır. Geçmişteki birtakım avantajlarımı iyi değerlendirip kendimi eğitebildiğim için, bu dört branşı en iyi şekilde uygulayabilmekteyim.  Ancak benim bu durumum ,sanıyorum ki özel bir durumdur ve genç meslektaşlarım için artık söz konusu değildir ve de tavsiye  etmiyorum.Bu durum yeni dünyamızın yeni trendleri içinde bizlerle birlikte kaybolacaktır.

            Biliyorum ki, ülkemizde sadece bir branşla ilgili ameliyat yapan ve çalışan meslektaşlarım,  iki elin parmakları kadar yoktur. Bu sayının giderek artacağına inanıyorum ve bizlerde bu yolda destek vermeliyiz ve iyi eğitimli olmadığımız konularda gelen vakaları, bu konuda çalışan meslektaşlarımıza refere etmeliyiz. 

 


og@osmanguven.com